"BİLBAO ETKİSİ"

1 - 15 Aralık 2012 - İMÇ 5533

Artist in Recidence - AİR KREMS

http://www.air-krems.at/archive/2011/zuleyha-altintas

Müze Müzesi

Guggenheim Bilbao
Denver
Graz
Guggenheim New York

MÜZE MÜZESİ
Günümüz sanatının odaklanmış olduğu temel konulardan birisi olan “müze” kavramını irdelemeyi amaçlayan bu proje esas olarak Müze’nin (mimarinin) işlevi ile Sanat’ın (görsel nesnenin) işlevi arasındaki krizi dönüştürme üzerine kurgulanmıştır.

Bu projede dünya bir müzedir. Çünkü bu tasarım harikası müzelerin koleksiyonlarının önüne geçip kendilerini sergiliyor olmalarının yanında, bulundukları şehirleri de birer “marka” yapmaktadırlar. Öyle ki; günümüzde kentlerin markalaşma hedefinin birinci koşulu bu tür tasarım harikası bir müze ya da mimari bir yapıya sahip olmaktan geçiyor gibidir. Buradan hareketle bu heykelsi müzeler “heykelleştirerek” bulundukları kentlerin biblolarına dönüştürülmektedirler.
Müze Müzesi koleksiyonunu genişletebilmek için yeni tasarım harikası müzelerin açılmasını beklemektedir.

Kiasma
Milwaukee
New
Rio
Yerleşim Planı

SERGİ - PASAJİST




MÜZE MÜZESİ / THE MUSEUM OF MUSEUMS

Opening/ Aciliş; 6 January/ Ocak 18.00 2011
Exhibition/ Sergi Süresi 8-23 January/ Ocak 2011
PASAJiST – Independent ART SPACE: İstiklal Cad. Halep Pasajı No:62 C blok 109

Visiting hours/ Ziyaret saatleri
Çarşamba 14.00- 20.00
Cuma 16.00- 20.00
Cumartesi 14.00- 20.00
Pazar 14.00- 20.00

Guggenheim Seigen



Kasım 2008

Star Mimar Frank Gehry tarafından tasarlanan Guggenheim Bilbao, müzeyi kent ikonuna dönüştürebildiği için Denver'dan, Iawo'ya kadar tüm müzeler bir Bilbao etkisi yakalamaya çalıştılar. Böylece kendi müzeleri de şehirde bir işaret öğesi olabilecekti.
Kendi adıma ise; birkaç günlüğüne “star mimar olma” fikri çok keyifli gelmişti bana…

AKM


Kent mimarisinde bu türden mimari yapıtlar, zamanla toplumsal bellekle kurulan ilişki açısından günümüz yaşamının ayrılmaz bir parçasıdırlar ve anı değeri taşırlar. Tarihle gelecek arasında bağ kurmaya aracılık etmeleri onları vazgeçilmez kılar. Tasarlandıkları dönemin ve toplumun anlayış, gereksinme ve ilişkilerinin göstergesi olarak belge değeri; kentsel belleğin bir parçası olarak da kimlik değeri taşırlar. Dolayısıyla AKM, tüm bu değerleri bünyesinde barındırmasıyla İstanbul’un kent kimliğinin bir parçasıdır. Bu proje "inter-aktif" iş olarak tasarlanmıştır: Felix Gonzales – Torres'in bonbon şekerlerini bir mekâna yığıp, ziyaretçiler tarafından alınarak eksilmesinden oluşan çalışması gibi, AKM’nin küçük cam biblolarından inşaat kalıntısını andıran bir yığın oluşturulacaktır. AKM biblo yığınının, sergi süresince izleyicilere armağan edilerek küçülüp, sonunda bitirilmesi hedeflenmektedir. Bu proje, bir yandan sanat eserinin gerçeği gösteren yanına vurgu yaparken, diğer yandan yeniden üretilen imgelerle günlük yaşam kültürünün sanatsal yaratıcılığı kuşatmış olduğunun da işaretidir.

İstanbul'da UFO

Köpeklerin Abbasağa parkındaki basket sahasında karşılaştıkları tanımlayamadıkları cisimle dost olma girişimleri sırasında amatör kameram ile çektiğim hareketli görüntü.

Günümüzde kültürel ve günlük yaşamın alışkanlıklarından oldukça faydalanan sanatsal etkinliklerden bir yenisi “Güncel Sanat Yararına Kermes” sergisi 20 Mart - 12 Nisan 2006 tarihleri arasındaYıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Yüksel Sabancı Sanat merkezinde açıldı. Müzelerin daha çok izleyici çekmek uğruna sanat eserlerini bibloya dönüştürüp kolay elde edilebilen ticaret nesnesine dönüştürüyor olmasından hareket ederek oluşturduğum projenin uygulanmasında Sanat ve Tasarım Fakültesi Bileşik Sanatlar Programı öğrencilerinden Didem Aksun, Hilal Gümüşel, Mine Salor, Selma Hekim, Necmiye Ergen ile beraber çalıştık.

Çikolataaaaaaa

ÇikolataBöyle bir serginin olmazsa olmazı tabiî ki Marcel Duchamp olurdu. Ki onu da; Fountain isimli hazır yapım çalışmasının biblo ve anahtarlık haline bürünüp sergi açılışında da çikolata olarak ziyaretçilere ikram edilmişti.


TakımYaşam unsurlarının bu şekilde içiçe geçişi daha sonraları Joseph Beuys’ da yeniden biçim bulmak üzere, yaşama geri gönderilebileceği düşüncesinden yola çıkarak karşımıza gelir. 1960 ve 70'lerde sanatı özellikle heykeli, düşünceyi kışkırtmanın anıtsal bir yolu ve sanat deneyimi olarak ve her şeyin ötesinde, yaratıcı düşünme ve toplumsal bilince sahip davranış biçiminde "yaşama geri akan" bir tartışma olarak görmüştür. Beuys'un bu tür çalışmalarından olan “Felt Suit” isimli işi yaşamın sanata geri gönderimi olarak kitap ayracına dönüşerek satışa sunulmuştu.
KumSanatı doğrudan müzede barındırma uygulamasını hedef alan yeryüzü sanatı sanatçılarından Robert Smithson, 1970 yılında Utah’daki Büyük Tuz Gölü’nde gerçekleştirdiği “Spiral Dalgakıran” adlı meşhur bir iş yapmıştı. Biliyoruz ki onlarında bu çalışmaları her ne kadar taşınamaz, araziye yayılmış işler olsalar da zamanla bu işlerin fotoğrafları ya da diaları özel koleksiyonlar ya da müzelere yerleştiler.

PetibörCarl Andre’nin yapıtları genelde sergi süresince yaşar ve ardından sökülerek yalnızca kavram dünyasında kalırlar. Carl Andre için heykel, herhangi bir şeyi temsil eden, durağan bir nesne olmaktan çıkıp kendi kendisiyle, çevreyle ve insanla yeni ilişkiler kurabildiği sürece varolan bir nesne olmuştur. Dolayısıyla da onun “Magnesium-Zinc Plain” isimli çalışması kurabiye olarak açılışta izleyicilere ikram edilerek insanla yeni bir ilişki kurabilmiş, sadece serginin açılış süresince yaşabilmiştir.

Hepyek Kendisini varolan sistemden ayrı tutmaya çalışan sanatçılardan olan Brancusi’nin yapıtlarından “The Kiss” kermeste kendi romantizmi ve mum ışığının romantizmi ile buluşarak yer aldı.

TobleroneVasiyetinde eserlerinin büyük bir bölümünü, doğdukları atölyede oldukları gibi korunmaları koşuluyla bağışlamış olan Constantin Brancusi böylelikle; hem çalışmasının dağılmasının ve eserleri üzerinden yapılabilecek ticari vurgunculukların önünü kesmeyi hem de ziyaretçiye, eseri kendisinin üretirken sahip olduğu bakış açısından görebilme olanağını sunmuştu. Sonsuz Sütun isimli çalışması ile kermeste önemli bir yeri oldu.

KızılkayaClaes Oldenburg’un deyişiyle “müzede oturup pinekleyen” işlere dönüşmüş olan 1962 yılında yaptığı “Glant Hamburger” isimli çalışması magnet olarak tasarlanarak sergiye dahil edildi.

Seyrantepe Venüsü Kutsal mirasımız "Klein Mavisi" kermesimize Yves Klein “Blue Venüs” isimli çalışmasının sergi hazırlıklarının yapıldığı yerin adını alarak “Seyrantepe Venüsü” ne dönüşmesiyle dâhil olmuştu.

Nane ŞekeriMario Merz, insanı dış dünyadan koruyan bir efsanevi yapı olarak temel igloo (eskimo evi) biçimini, soyut göçer kavramı ile ilişkilendirerek kullanmıştır. Daha sonra kendisini korumaya çalıştığı toplumsal sisteme Louisiana Modern Sanat Müzesinde yerini alarak dahil olan “My Homes Wind and Fibonacci Tables” isimli çalışması ile eklendi.


SarkaçAlexander Calder'in hareket ilkesinden yola çıkarak yaptığı tel heykelleri farklı hızlarda dönerek değişik yönlerde hareket ederek rüzgarda salınmaya bırakılmak üzere şenlikli “Kalder” lere dönüşmüşlerdi.


Daniel Buren
Daniel Buren’in 1980 yılında yapmış olduğu, Paris Palais Royal meydanındaki işinin kopyası “Siyah – Beyaz” adıyla mum dizgesi halinde satışa sunulmuştu.

Sergileme Üniteleri - Sol Le Witt “Three Part Variations on Three Different Kinds of Cubes”

Kalder'ler

GÜNCEL SANAT YARARINA KERMES

Hazırlıklar